İslam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İslam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Eylül 2009

Ilımlı Bir İslam Ülkesinden Görüntüler...

Geçtiğimiz haftalarda Malezya’da yaşananlara ilişkin kimi haberleri, şeriat düzeniyle insan hakları, demokrasi arasındaki ilişkileri tartışan yazıları okurken aklıma yine Richard Holbrooke’un New Perspective Quarterly dergisinde, Türkiye’deki seçim sonuçlarını değerlendirirken söyledikleri geldi: “Batı, dünyada ılımlı İslam istediğini söylüyor. İşte size Müslüman dünyasındaki en demokratik iki ülkeden biri, öbürü de Malezya” (Ağustos 2007).

Önce kısa bir anımsatma
Malezya’nın nüfusunun yüzde 60’ı Malay ve Müslüman, yüzde 40’ı Hıristiyan ve Budist Çinlilerden oluşuyor. Ülkenin hukuk rejimi bu ırk ve din ayrımını yansıtıyor: Müslümanlara şeriat kuralları uygulanıyor, diğerlerine sivil hukuk kuralları.

Ülkeyi 50 yıldır yöneten Bağımsız Malaya Ulusal Birliği (BMUB) muhafazakâr, ırkçı (Müslüman ve Malay) bir parti. Oy tabanı zayıfladıkça, BMUB, köktendinci PAS’a (Pan-Malezya İslami Partisi) yanaşıyor onun politikalarını benimsiyor, şeriat kurallarını daha yaygın, giderek toplumun tümünü etkileyecek biçimde uygulamaya yöneliyor. Bu nedenle de etnik gruplar, dini cemaatler arası çatışmalar giderek çoğalıyor, keskinleşiyor. Gözlemciler, Malezya’da 20 yıl önce başını tesettüre uygun bir biçimde örtenlere pek rastlanmazken, bugün hemen bütün Malezyalı kadınların başlarını örttüklerine işaret ediyorlar. Diğer taraftan şeriat kurallarıyla yönetilmek istemeyenlerin din değiştirmesine de izin verilmiyor, bu yönde girişimlerde bulunanlar cezalandırılıyor (Global Politikültür, 22.08.07).

İnek kellesi, rock konseri ve kamçılara dair...
Şeriat uygulamaları yaygınlaştıkça ve Müslümanların yaşam koşulları giderek daha yakından denetim altına alındıkça, köktendinci akımların cüreti ve etkisi de giderek artıyor.

Örneğin, başkent Kuala Lumpur’a yaklaşık 25 km uzaklıktaki Shah Alam kentinde geçen hafta cuma günü yaklaşık 50-60 kişilik bir grup, bölgelerinde restore edilmesi planlanan 150 yıllık Hindu tapınağını protesto etmek için, cami çıkışında bir yürüyüş düzenlediler. Tapınağın kapısına geldiklerinde “Allahu Ekber” ve “tekbir” sloganlarının ve posterlerinin yanı sıra ellerinde başka bir şeylerin olduğu da dikkat çekiyordu. Göstericiler beraberlerinde kesilmiş inek kafaları getirmişlerdi. Hindular için kutsal sayılan bu hayvanların kesik kafalarını tapınağın kapısına koydular, tükürdüler, tekmelediler, kameralara poz verdiler. The Strait Times’ın aktardığına göre, muhalefet partilerinin fener alayı, basın açıklaması gibi olaylarını dağıtmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan polis gelişmeleri sessizce seyretti.

Bu ikinci en demokratik ülkede, Müslüman ve Malay olmayan azınlıkların yaşamlarının gittikçe zorlaştığı bir gerçek. Ama Müslüman Malay nüfusun da tozpembe bir dünyada yaşadığı söylenemez. Geçen haftalarda iki örnek bu kesimin de bireysel özgürlüklerinin nasıl hızla aşınmakta olduğunu gösteriyor. Bunlardan biri dünya kamuoyunda da yankılanan bir kamçılama cezası olayıydı. Malezyalı Müslüman bir model Kartika Sari Dewi, bir sayfiye kentinde bira içerken görülmüş, tutuklanmış, şeriat yasalarına göre yargılanarak para ve kamçı cezasına çarptırılmıştı. Hem ülkede hem de uluslararası kamuoyunda kadın örgütlerinin insan hakları örgütlerinin protestoları karşısında Malezya hükümeti geri adım attı ve kamçılama cezası süresiz olarak ertelendi.

Sari Dawi’nin davası uluslararası alanda yankı yaptı ama rock konserlerine ilişkin haberler dışarıda pek duyulmuyor. Örneğin, geçmişte Beyonce, Avril Lavigne ve Gwen Stefani konserlerini Müslüman duyarlılıklara ters buldukları için yasaklatan PAS gençlik kolları şu sırada Michaels Learns Rock başlıklı bir konsere kafayı takmış durumda. Bu konser özellikle ramazan ayında gerçekleştirilmeye çalışıldığı için Müslümanlara bir hakaret sayılırmış. (Malezya kaynaklı bloglarda ve Twitter’da tartışmaları izleyebilirsiniz.) “Kesilmiş inek kafalarını tekmelemek mi dediniz?” Yok canım ne alakası var. Hem onlar Hindu n’olacak...

Malezyalı Müslüman gençliğin Black Eyed Peas adlı grubun konserine, sponsorları arasında alkollü içki satan bir şirket olduğundan katılması da yasaklanmış. Konserin web sitesi, ilgilenenlere, “Müslüman değilseniz ve 18 yaşından büyük iseniz gelebilirsiniz, yoksa içeri alınmayacaksınız” uyarısında bulunuyor. Tüm bu gariplikler karşısında, kimi Müslümanlar da “n’olur dinimizi değil PAS’ın fanatikliğini suçlayın” diyorlar... Belki onlara da hak vermek gerekiyor ama Malezya toplumu da bu arada Holbrook modeline uygun olarak “demokratikleşmeye” devam ediyor...

Ergin Yıldızoğlu - Cumhuriyet, 2 Eylül 2009

26 Kasım 2007

Kuran Ayetleri...

'Tecahül-ü arifane' deyişi eski dilde 'bilerek bilmezlikten gelmek' anlamına kullanılırdı...

Türkiye'de bilerek bilmezlikten gelinen en önemli ve çarpıcı konu ne?..

Askıya alınan Kuranıkerim ayetleri bizim toplumda bilerek geçiştirilir...

Aile, miras, ceza ve ekonomi alanlarında Kuranıkerim'in nice kuralı, buyruğu, hükmü, Türkiye'de yasaklanmıştır...

Dinciler bu alanda sanki dillerini yutmuşlardır...

*

Batı'da -herkesin bildiği ya da bilmesi gerektiği gibi- demokrasi ilk aşamada dinde 'Reform' la tohumlanmıştır...

Sonra Rönesans (Yeniden Uyanış) ve Aydınlanma devrimi gündeme girmiştir...

Atatürk devrimi, 'Reform-Rönesans-Aydınlanma' üçlemesini 'Milli Kurtuluş Savaşı' ile birlikte bir kuşağın tarihsel bilincine aşılayan olağanüstü bir uygarlık atılımıdır...

Dünyada ve İslam coğrafyasında tektir...

*

Hıristiyanlıkta Reform, Kilise egemenliğine karşı dinde evrimle gerçekleşti...

Luther , okullarda belletilir...

Peki, İslamda reform yaşandı mı?..

Milattan sonra 600'lerde başlayan İslamın 1000'li yıllarında ortaya çıkan Gazali 'yle bu defter dürülmüştür; bugün bile -Türkiye dışında- İslam coğrafyasında dinci kireçleşme beyinlerde çözülemedi...

Peki, Atatürk devrimi İslamda, dinsel açıdan, ne anlam taşıyor?..

*

Atatürk devrimi aynı zamanda ve kapsamda dinde reformla Aydınlanmayı içeriyordu.

Bu tarihsel dönüşümde türbancılık yüzeysel ve biçimsel bir siyasal kurnazlığın ötesinde içeriğe sahip değildir...

Evet, 21'inci yüzyılın başında, Türkiye'de, AKP iktidarında Kuranıkerim'in birçok ayeti askıya alınmış bulunuyor...

Ceza hukukunda..

Aile hukukunda..

Miras hukukunda..

Kamu hukukunda..

Kuranıkerim'e aykırı kuralları say say bitiremezsin...

Bütün bunlar dururken kadını ikinci sınıf insan saymak üzerine erkeğin kıskançlık güdüsüne dayanan türban kavgasını yürütmek, Müslümanlık şuuruna yakışmayan bir politika üçkâğıtçılığıdır...

*

Millet, toplum, halk ve Müslümanlar, emperyalizmle işbirliği yapan AKP'nin üçkâğıdına getirilmek isteniyor..

Türkiye'de bugün bir referandum yapılsa ve sorulsa...

Ey Müslümanlar!..

Atatürk 'ün devrimine karşı mısınız?..

Mirasta kız çocuğu erkeğe göre yarı yarıya az mı alsın?..

Aile hukukunda erkek 'boş ol' dediği zaman kadını kapının önüne mi koysun?..

Kadına nafaka kalksın mı?..

Erkek, istediği zaman kadını dövsün mü?..

Dayak yasal bir hak mı sayılsın?..

Kadın ile erkek eşit olmasın mı?..

Erkek, yurttaşlık hukukunda kadına egemen mi sayılsın?..

Referandumun sonucu ne olur?..

*

Atatürk devrimi Kuranıkerim'in birçok ayeti yerine laik ve çağdaş uygarlığın kurallarını getirerek dinde reformu gerçekleştirmiştir...

Ancak bu gerçek dile getirilmez...

Dinciler de, bu gerçeği dile getireceklerine, türbancılık oynamayı yeğliyorlar...

Yapılacak iş, bu gerçekleri olduğu gibi Müslümanlara anlatmaktır...

Yalnız namaz kılmakla ve oruç tutmakla veya türbancılıkla Müslümanlık biçimseldir...

Kuranıkerim'in buyruklarını tümüyle yerine getirecek miyiz?..

Yoksa dinde reformu benimseyecek miyiz?..

İlhan Selçuk, Cumhuriyet - 20 Kasım 2007
Related Posts with Thumbnails