AKP’nin TBMM’de grubu olan partilerle ilişkisi nasıl?
333 milletvekiliyle Meclis’te çoğunluğu sahip AKP, ne ana muhalefet partisi CHP, ne MHP, ne de DTP’yle ilişkiye giriyor...
“Sıkmabaş” konusunda MHP’yle anlaşan, anayasa değişikliğinden sonra Devlet Bahçeli’yle de ipleri koparan Tayyip Bey ve arkadaşları sadece caka satıyorlar, kapatma davasına karşı, bir ileri, bir geri taktikle vakit geçiriyorlar...
Tayyip Bey, yurtiçi, yurtdışı gezilerine çıkıyor, zaman zaman Araf suresinin 179. ayetinden alıntılar yapıyor:
“Bazı insanların kulakları vardır duymazlar, gözleri vardır görmezler, dilleri vardır gerçekleri söylemezler...”
Her salı günü televizyonlarda Tayyip Bey’i, Baykal’ı, Bahçeli’yi grup toplantılarında izliyoruz..
Tayyip Bey, olup bitenlerin tek sorumlusunun CHP olduğunu öne sürüyor, Bahçeli’ye vuruyor ve böylece AKP grubundan alkış topluyor.
AKP yaklaşık yedi yıldır iktidarda...
Yedi yıldır ağızlarında “demokrasi ve özgürlük” türküsü...
Peki, AKP yedi yıldır demokrasi ve özgürlükleri genişletti mi?
Nerede!..
Varsa yoksa “sıkmabaş”...
Halk sağlığı, gençliğin korunmasını gerekçe göstererek, alkollü içki satış tüketimi alanlarını kısıtlayan ve yasaklayan AKP hükümeti değil mi?
Devlet kadrolarında siyasal İslamcı bir yapı oluşturulurken, atamalarda “liyakat ve kariyer” yerine “din ve aidiyeti” öne çıkaran AKP hükümeti değil mi?
Milletvekili çoğunluğuna dayanarak anayasanın değiştirilmesi teklif bile edilemez ilkesini ortadan kaldırmaya kalkışan, ‘anayasa’da tanımının yeterli olmadığını öne sürerek laiklik ilkesini aşındırmaya çalışan AKP hükümeti değil mi?
***
İmam hatip liselerinde uygulanan katsayı sisteminin bir hak çiğnemesi olduğunu söyleyen düşünce AKP’de egemen...
Bu yetmezmiş gibi “din ve inanç özgürlüğ” kılıfıyla 12 yaşın altındaki çocukların Kuran kursuna gitmelerini engelleyen düzenlemeye AKP karşı...
Milli Eğitim Temel Yasası’nın, okul kitaplarını da dinselleştirdiği bilinmeyen bir eylem değil...
Laik demokratik Cumhuriyetin Başbakanı neler söylüyor:
“Ulemaya danışmak gerek... Af yetkisi maktulün mirasçılarına aittir...”
Bunlar dinsel söylem değil mi?
Türkiye bir krize doğru adım adım ilerlerken kendi kendime soruyorum:
“Yoksa ben çok mu kötümserim?..
Yoksa hep karanlık senaryolar mı yazıyorum?”
Bakıyorum AKP iktidarı “hem suçlu, hem güçlü” görünmek için yangına ateşle gidiyor...
Tarikatçı medya Tayyip Bey’i teslim almış...
ABD’de yaşayan Fethullah Gülen, Çankaya-TBMM ilişkisi için belki de şöyle bir senaryo hazırlamış:
“Tayyip Erdoğan ve ekibini AKP’den arındırıp, yeni bir siyasal yapı oluşturmak...”
Fethullah Gülen, son otuz yılın en güçlü dönemini yaşıyor...
Devlet içinde örgütlenmesi bitmiştir.
Çünkü, devletin en önemli “istihbarat birimi” Fethullahçıların elindedir...
İsterseniz, ABD’de Utah Üniversitesi Siyasi Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. M. Hakan Yavuz’un, Özdemir İnce’ye gönderdiği açıklamadan bir bölüm vereyim:
“... Söz konusu cemaatin bugünkü konumundan, ciddi şekilde hem demokrasimiz açısından, hem toplumsal barış açısından kaygı duyuyorum.
Cemaat bir siyasi proje peşinde ve bu Cumhuriyetin kuruluş felsefesine uygun bir proje değil...”
İşte Fethullahçıların gerçek yüzü...
Bunu, ben değil Hakan Yavuz söylüyor. Üstelik Fethullahçıların uluslararası aktörlerle ilişkilerinin sorgulanmasını istiyor...
Evet... AKP, Fethullahçıların tuzağına düştü. Tek amaçları, devlet içinde örgütlenmek, Çankaya’ya Abdullah Gül’ü çıkarmaktı. Görevlerini bitirip güçlendiler.
***
AKP kapatılırsa, yeni projelerini uluslararası aktörlerle birlikte gerçekleştirecekler.
Projenin adı çok önceden konmuştur:
“Büyük Ortadoğu Projesi...”
Tayyip Bey bu tuzağın içine düşürülmüştür, bilerek ya da bilmeyerek...
AKP’nin “Milli Görüş” çizgisindeki milletvekilleri acaba hiç uyarmadılar mı Tayyip Bey’i?
Bilemem!..
Benim bildiğim Tayyip Bey’e “gaz” vermişlerdir Fethullahçılar son sekiz ay içinde. Tayyip Bey de bu dolduruşla “tam gaz” gitmiştir işte.
Hakan Yavuz ne diyordu:
“Cemaat (Fethullah Gülen ve takımı) özelde Said-i Nursi’nin Risale-i Nur’unu, genelde ise İslamı ‘araçsallaştırmıştır’. Gittikçe İslamsız bir İslam anlayışı hâkim olmakta ve güce odaklanmış bu İslam anlayışı ahlaki çekirdekten uzaklaşmaktadır.”
Bunun anlamı nedir?
Yanıtını Fethullah Gülen versin!..
Hikmet Çetinkaya - Cumhuriyet, 19 Haziran 2008
BOP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BOP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Haziran 2008
30 Mayıs 2008
GAP Eylen Planı
Başbakan Erdoğan’ın “GAP Eylem Planı”nı açıklamak üzere çıktığı Diyarbakır seferi gerçekten şöyle özetlenebilir:
GAP Eylen Planı!
Sanki AKP iktidara geleli 2 ay kadar olmuş! Sanki AKP iktidar koltuğuna oturmadan önce bir güzel GAP çalışıp plan hazırlamış... Sanki Erdoğan kendisini iktidara taşıyan seçmene “İlk icraatım GAP olacak” sözü vermiş...
Erdoğan bu duygularla örülü bir GAP iklimi yaratmaya çalıştı. Verdiği sözlerden birkaçını aktaralım:
- 3.8 milyon kişinin istihdamı sağlanacak.
- Kişi başına düşen gelir yüzde 209 artacak.
- 1.8 milyon hektar alan sulamaya açılacak.
- Ürün çeşitliliği sağlanacak.
- GAP’ın yönetimi Güneydoğu’ya taşınacak.
Oysa AKP 6 yıla yakın süredir iktidarda ve GAP’a bir çivi çakmadığı gibi, sökmedik çivi bırakmadı.
Şimdi tutmuş, GAP için 4 yıllık 12 milyar dolarlık eylem planı açıklıyor. Üstelik şahitler huzurunda:
12 bakan, 50’yi aşkın milletvekili...
Başbakan bunca yatırımın kaynağını da bulmuş:
İşsizlik Sigortası Fonu ve özelleştirme gelirleri.
İşsizlik Fonu ile istihdam sağlamak mı! Nasreddin Hoca’nın tellere takılan yünleri bundan daha gerçekçidir.
Özelleştirme paralarını yatırıma aktarmaya gelince... Önce bir soru:
Bugüne kadar hangi özelleştirmenin gelirini hangi yatırıma aktardınız?
Ülkenin bütün varlıklarını özelleştirirken, gerçekte yabancılaştırırken, ben bunun paralarını bu ülkede yatırım yapmak için harcayacağım derseniz adama sorarlar:
O zaman niye özelleştiriyorsunuz?
***
Başbakan Diyarbakır konuşmasında bu bölgede ekilecek adalet tohumlarının tüm Türkiye’de yeşereceğini söyledi.
Anlaşılan Ankara’da kuruttuğu adaleti Diyarbakır’da anımsadı!
Erdoğan, konuşması sık sık “Vur vur inlesin Deniz Baykal dinlesin” diye kesilince araya girdi:
“Başka dinlemesi gerekenler yok mu? Onlar da dinlesin.”
Başbakan’ın bölge gezisi seçim kokuyor ve DTP’nin ağırlığını tümüyle ortadan kaldırmayı hedefliyor. Bu bir siyasi parti için elbette hedef olarak seçilebilecek bir konudur. Ancak AKP’nin DTP’yi silip yerine ümmetçi bir mantığı etkin kılma girişimi bizde şu soruyu da çağrıştırdı:
Acaba bu BOP ödevleri arasında mı?
***
Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) kökenleri Atatürk’ün 1936’daki şu işaretine kadar dayanıyor:
Fırat Havzası’nı projelendirin!
O gün bugün gelen her iktidar bölgeyle ilgili, projeyle ilgili az çok bir şeyler yaptı. En az ilgilenenler arasında AKP geliyor!
Güneydoğu’da toprağa ve suya yapılacak yatırımın yanında bir kesimi daha ihmal etmemek gerekiyor:
İnsana yatırım!
AKP insana yatırım denince sadece seçimi düşündüğü için bu konuda yaptıklarını yeterli görüyor.
Oysa GAP dünden bugüne devletin devamlılığı ilkesiyle bütün hükümetler tarafından duyarlılıkla sürdürülseydi, bugün GAP’ın yanına 2-3 proje daha koymuş olurduk.
Şimdi GAP’ın yarısına yaklaştık, kalanına bakıyoruz.
Rastlantıya bakın ki, Başbakan’ın GAP planı hazırladığı gün Irak Su Kaynakları Bakanı Abdüllatif Raşit Ankara’daydı. Raşit, Ankara’dan Türkiye’nin Dicle ve Fırat’ta planladığı yatırımlarla ilgili kendisine bilgi vermesini istedi, ardından şunu istedi:
“Su garantisi.”
Saddam döneminde olmayan, ABD işgaliyle kurulan Su Bakanlığı, bölgeyi bekleyen yeni sorunların habercisi.
Erdoğan, bütün bunlardan öte GAP’ı bir seçim malzemesi olarak almış, yıllar önce saptanmış hedefleri tazeleştirmiş, halka yutturmaya çalışıyor.
Ne demişler:
Türk’ün aklına ya kaçarken gelir...
Ya da seçerken!
Mustafa Balbay - Cumhuriyet, 29 Mayıs 2008
GAP Eylen Planı!
Sanki AKP iktidara geleli 2 ay kadar olmuş! Sanki AKP iktidar koltuğuna oturmadan önce bir güzel GAP çalışıp plan hazırlamış... Sanki Erdoğan kendisini iktidara taşıyan seçmene “İlk icraatım GAP olacak” sözü vermiş...
Erdoğan bu duygularla örülü bir GAP iklimi yaratmaya çalıştı. Verdiği sözlerden birkaçını aktaralım:
- 3.8 milyon kişinin istihdamı sağlanacak.
- Kişi başına düşen gelir yüzde 209 artacak.
- 1.8 milyon hektar alan sulamaya açılacak.
- Ürün çeşitliliği sağlanacak.
- GAP’ın yönetimi Güneydoğu’ya taşınacak.
Oysa AKP 6 yıla yakın süredir iktidarda ve GAP’a bir çivi çakmadığı gibi, sökmedik çivi bırakmadı.
Şimdi tutmuş, GAP için 4 yıllık 12 milyar dolarlık eylem planı açıklıyor. Üstelik şahitler huzurunda:
12 bakan, 50’yi aşkın milletvekili...
Başbakan bunca yatırımın kaynağını da bulmuş:
İşsizlik Sigortası Fonu ve özelleştirme gelirleri.
İşsizlik Fonu ile istihdam sağlamak mı! Nasreddin Hoca’nın tellere takılan yünleri bundan daha gerçekçidir.
Özelleştirme paralarını yatırıma aktarmaya gelince... Önce bir soru:
Bugüne kadar hangi özelleştirmenin gelirini hangi yatırıma aktardınız?
Ülkenin bütün varlıklarını özelleştirirken, gerçekte yabancılaştırırken, ben bunun paralarını bu ülkede yatırım yapmak için harcayacağım derseniz adama sorarlar:
O zaman niye özelleştiriyorsunuz?
***
Başbakan Diyarbakır konuşmasında bu bölgede ekilecek adalet tohumlarının tüm Türkiye’de yeşereceğini söyledi.
Anlaşılan Ankara’da kuruttuğu adaleti Diyarbakır’da anımsadı!
Erdoğan, konuşması sık sık “Vur vur inlesin Deniz Baykal dinlesin” diye kesilince araya girdi:
“Başka dinlemesi gerekenler yok mu? Onlar da dinlesin.”
Başbakan’ın bölge gezisi seçim kokuyor ve DTP’nin ağırlığını tümüyle ortadan kaldırmayı hedefliyor. Bu bir siyasi parti için elbette hedef olarak seçilebilecek bir konudur. Ancak AKP’nin DTP’yi silip yerine ümmetçi bir mantığı etkin kılma girişimi bizde şu soruyu da çağrıştırdı:
Acaba bu BOP ödevleri arasında mı?
***
Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) kökenleri Atatürk’ün 1936’daki şu işaretine kadar dayanıyor:
Fırat Havzası’nı projelendirin!
O gün bugün gelen her iktidar bölgeyle ilgili, projeyle ilgili az çok bir şeyler yaptı. En az ilgilenenler arasında AKP geliyor!
Güneydoğu’da toprağa ve suya yapılacak yatırımın yanında bir kesimi daha ihmal etmemek gerekiyor:
İnsana yatırım!
AKP insana yatırım denince sadece seçimi düşündüğü için bu konuda yaptıklarını yeterli görüyor.
Oysa GAP dünden bugüne devletin devamlılığı ilkesiyle bütün hükümetler tarafından duyarlılıkla sürdürülseydi, bugün GAP’ın yanına 2-3 proje daha koymuş olurduk.
Şimdi GAP’ın yarısına yaklaştık, kalanına bakıyoruz.
Rastlantıya bakın ki, Başbakan’ın GAP planı hazırladığı gün Irak Su Kaynakları Bakanı Abdüllatif Raşit Ankara’daydı. Raşit, Ankara’dan Türkiye’nin Dicle ve Fırat’ta planladığı yatırımlarla ilgili kendisine bilgi vermesini istedi, ardından şunu istedi:
“Su garantisi.”
Saddam döneminde olmayan, ABD işgaliyle kurulan Su Bakanlığı, bölgeyi bekleyen yeni sorunların habercisi.
Erdoğan, bütün bunlardan öte GAP’ı bir seçim malzemesi olarak almış, yıllar önce saptanmış hedefleri tazeleştirmiş, halka yutturmaya çalışıyor.
Ne demişler:
Türk’ün aklına ya kaçarken gelir...
Ya da seçerken!
Mustafa Balbay - Cumhuriyet, 29 Mayıs 2008
Etiketler:
AKP,
BOP,
Cumhuriyet Gazetesi,
GAP,
Mustafa Balbay
11 Mart 2008
AKP-Erbil-Bağdat Hattı...
Öyle anlaşılıyor ki 5 Kasım 2007'de Washington'da kabaca bir hat çizildi.
- ABD, kendi üretip geliştirdiği PKK'ye karşı bir dizginleme işine girecekti.
- Türkiye'ye sınır ötesi "sınırlı harekât için" izin verecekti.
- AKP hükümeti, PKK'nin biraz hırpalanması karşılığında Talabani ve Barzani ile siyasi ve iktisadi işbirliğini ileri götürecekti.
- Türk kamuoyunda ABD'ye karşı olan (yüzde 90) oranı böylece biraz geri çekilecekti.
- Ankara BOP'a, hükümeti ve askeri ile biraz daha bağlanmış olacaktı.
ABD, "AKP, Talabani (Bağdat), Barzani (Erbil) ve PKK (DTP) dörtgeni içinde" istediği amaçlar doğrultusunda ilerliyor. Geri çekilme sabahı olan 22 Şubat Cuma günü Cumhuriyet'te çıkan yazımda , "sınırlı askeri harekât karşılığında Kürdistan projesinde siyasi ilerleme sağlayacaklarını" madde madde anlattım.
Talabani'nin Ankara'ya, hem de Çankaya'ya gelişi ile 5 Kasım 2007'nin ikinci adımı da atıldı. PKK'nin TSK tarafından askeri olarak biraz yıpratılması karşılığında, Kürdistan projesinde ABD siyasi ilerleme sağladı.
AKP, ABD ile hangi konularda anlaştı? Ne Meclis ne de kamuoyu biliyor.
- Talabani (Bağdat) ve Barzani (Erbil) ile yakınlaşarak yeni bir zemin hazırlıyor.
- Talabani, Barzani ve PKK bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Onları birleştiren dış güç ABD ve AB'dir. Talabani'nin Çankaya'da onurlandırılması, Bağdat, Erbil, PKK (DTP) ve Washington çevreleri tarafından olumlu karşılandı.
- AKP alıştıra alıştıra, ABD'nin BOP'taki ilk Kürdistan adımını resmen atmış oldu.
Sonuçlara bakalım...
Olayın sonuçlarını geniş bir pencereden değerlendirmek gerekir. Son birkaç haftanın "askeri operasyon karesine" sıkıştığımız zaman tuzağa düşeriz, bir şey anlaşılmaz.
5 Kasım 2007'den sonra neler oldu? Kimler ne elde ettiler?
1)Türkiye'de AKP hükümeti kamuoyuna, "Meclis'te karar aldık, siyasi irade gösterdik, PKK'yi inine kadar izledik ve gerekeni yaptık" diyerek başarı kazanmış oldu.
2) TSK, en zor kış koşullarında, kısa süre için de olsa, başarılı bir kara harekâtını, "ABD'nin de bilgi desteği ile" başardı.
3) PKK'nin Irak'ın iç kesimlerine rahatlıkla kaçırılan ve saklanan geniş kesimi dışında kalan 250 dolayındaki terörist etkisiz hale getirildi.
4) ABD, "PKK'nin küçük bir bölümünü feda etme karşılığında" AKP'den Talabani ve Barzani ile işbirliği güvencesi aldı.
5) Geniş bir reform ve teröriste af paketi için güvence sağlandı. Hatta, Washington'a bazı taahhütlerde bulunulduğu ve bir "reform paketi sunulduğu" ortaya çıktı.
6) Amerika "Türk kamuoyunda rahatladı".
7) Türk-Kürt federasyonunu kamuoyunda tartışacak bir altyapının temelleri atıldı. Kimi yazarlar hemen işe koyuldular. ABD ve AB çevreleri, "siyasal çözüm taleplerini" sunmaya başladılar.
8) Siyasal çözüm adı altında, bireysel haklar yerine, "toplumsal haklar" gündeme getiriliyor.
9) Ve en önemlisi, asker ile CHP ve MHP'nin arası açıldı. ABD, AKP ve DTP açısından bundan iyi bir beklenti olur mu? Dün AKP ile liberaller çatışmaya başlamıştı; bugün, asker ile Meclis'teki muhalefet karşı karşıya getirildi.
ABD 5 Kasım'da kurguladığı oyunu adım adım sürdürüyor. Gates , "eski bir CIA başkanı olarak" çok başarılı bir oyun sergiledi.
Kazananlar; ABD, AKP ve DTP. Kaybedenler ise, Türkiye'nin geri kalanı. İşin en ilginç yanı, "tuzağa düşenler, yerdeki mayınları göre göre üzerine bastılar".
BOP yürüyor...
ABD ve AB'nin Büyük Ortadoğu Projesi AKP'nin de desteği ile adım adım yürütülüyor. Projeye Şanghay İşbirliği Örgütü üyeleri karşı çıkıyorlar. Rusya, Çin ve Hindistan önlemler alıyorlar.
Bölgemizde Türkiye, İran ve komşu Arap ülkeleri projenin hedef ülkeleri arasındalar. Türkiye ve Irak'ta, "ABD'nin desteği ile" işbaşına gelen yönetimler BOP'un bir parçası olmuşlar. En çelişkili ülke Türkiye.
- Görünürde, biçimsel bir demokrasi var. Açık bir rejim, her şey yazılıyor, çiziliyor, söyleniyor.
- Ama uygulamalar Türk halkının değil, bölgeyi sömüren Batı emperyalizminin işine yarıyor.
- Dinci ve sermayeci oligarşi işbaşında ve onların denetiminde.
- Sistem, "dinci ve büyük sermaye oligarşisi tarafından" kilitlenmiş durumda.
- Emperyalizme karşı Türkiye'nin tarafında durması gereken örgütler ve kurumlar birbirlerine düşmüşler. İnsanın kendi kendine yumruk atması gibi bir şey...
Türkiye bu kaostan çıkmak zorunda. Kendimizle ve emperyalizmle yüzleşmek zorundayız...
Erol Manisalı, Cumhuriyet - 10 Mart 2008
- ABD, kendi üretip geliştirdiği PKK'ye karşı bir dizginleme işine girecekti.
- Türkiye'ye sınır ötesi "sınırlı harekât için" izin verecekti.
- AKP hükümeti, PKK'nin biraz hırpalanması karşılığında Talabani ve Barzani ile siyasi ve iktisadi işbirliğini ileri götürecekti.
- Türk kamuoyunda ABD'ye karşı olan (yüzde 90) oranı böylece biraz geri çekilecekti.
- Ankara BOP'a, hükümeti ve askeri ile biraz daha bağlanmış olacaktı.
ABD, "AKP, Talabani (Bağdat), Barzani (Erbil) ve PKK (DTP) dörtgeni içinde" istediği amaçlar doğrultusunda ilerliyor. Geri çekilme sabahı olan 22 Şubat Cuma günü Cumhuriyet'te çıkan yazımda , "sınırlı askeri harekât karşılığında Kürdistan projesinde siyasi ilerleme sağlayacaklarını" madde madde anlattım.
Talabani'nin Ankara'ya, hem de Çankaya'ya gelişi ile 5 Kasım 2007'nin ikinci adımı da atıldı. PKK'nin TSK tarafından askeri olarak biraz yıpratılması karşılığında, Kürdistan projesinde ABD siyasi ilerleme sağladı.
AKP, ABD ile hangi konularda anlaştı? Ne Meclis ne de kamuoyu biliyor.
- Talabani (Bağdat) ve Barzani (Erbil) ile yakınlaşarak yeni bir zemin hazırlıyor.
- Talabani, Barzani ve PKK bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Onları birleştiren dış güç ABD ve AB'dir. Talabani'nin Çankaya'da onurlandırılması, Bağdat, Erbil, PKK (DTP) ve Washington çevreleri tarafından olumlu karşılandı.
- AKP alıştıra alıştıra, ABD'nin BOP'taki ilk Kürdistan adımını resmen atmış oldu.
Sonuçlara bakalım...
Olayın sonuçlarını geniş bir pencereden değerlendirmek gerekir. Son birkaç haftanın "askeri operasyon karesine" sıkıştığımız zaman tuzağa düşeriz, bir şey anlaşılmaz.
5 Kasım 2007'den sonra neler oldu? Kimler ne elde ettiler?
1)Türkiye'de AKP hükümeti kamuoyuna, "Meclis'te karar aldık, siyasi irade gösterdik, PKK'yi inine kadar izledik ve gerekeni yaptık" diyerek başarı kazanmış oldu.
2) TSK, en zor kış koşullarında, kısa süre için de olsa, başarılı bir kara harekâtını, "ABD'nin de bilgi desteği ile" başardı.
3) PKK'nin Irak'ın iç kesimlerine rahatlıkla kaçırılan ve saklanan geniş kesimi dışında kalan 250 dolayındaki terörist etkisiz hale getirildi.
4) ABD, "PKK'nin küçük bir bölümünü feda etme karşılığında" AKP'den Talabani ve Barzani ile işbirliği güvencesi aldı.
5) Geniş bir reform ve teröriste af paketi için güvence sağlandı. Hatta, Washington'a bazı taahhütlerde bulunulduğu ve bir "reform paketi sunulduğu" ortaya çıktı.
6) Amerika "Türk kamuoyunda rahatladı".
7) Türk-Kürt federasyonunu kamuoyunda tartışacak bir altyapının temelleri atıldı. Kimi yazarlar hemen işe koyuldular. ABD ve AB çevreleri, "siyasal çözüm taleplerini" sunmaya başladılar.
8) Siyasal çözüm adı altında, bireysel haklar yerine, "toplumsal haklar" gündeme getiriliyor.
9) Ve en önemlisi, asker ile CHP ve MHP'nin arası açıldı. ABD, AKP ve DTP açısından bundan iyi bir beklenti olur mu? Dün AKP ile liberaller çatışmaya başlamıştı; bugün, asker ile Meclis'teki muhalefet karşı karşıya getirildi.
ABD 5 Kasım'da kurguladığı oyunu adım adım sürdürüyor. Gates , "eski bir CIA başkanı olarak" çok başarılı bir oyun sergiledi.
Kazananlar; ABD, AKP ve DTP. Kaybedenler ise, Türkiye'nin geri kalanı. İşin en ilginç yanı, "tuzağa düşenler, yerdeki mayınları göre göre üzerine bastılar".
BOP yürüyor...
ABD ve AB'nin Büyük Ortadoğu Projesi AKP'nin de desteği ile adım adım yürütülüyor. Projeye Şanghay İşbirliği Örgütü üyeleri karşı çıkıyorlar. Rusya, Çin ve Hindistan önlemler alıyorlar.
Bölgemizde Türkiye, İran ve komşu Arap ülkeleri projenin hedef ülkeleri arasındalar. Türkiye ve Irak'ta, "ABD'nin desteği ile" işbaşına gelen yönetimler BOP'un bir parçası olmuşlar. En çelişkili ülke Türkiye.
- Görünürde, biçimsel bir demokrasi var. Açık bir rejim, her şey yazılıyor, çiziliyor, söyleniyor.
- Ama uygulamalar Türk halkının değil, bölgeyi sömüren Batı emperyalizminin işine yarıyor.
- Dinci ve sermayeci oligarşi işbaşında ve onların denetiminde.
- Sistem, "dinci ve büyük sermaye oligarşisi tarafından" kilitlenmiş durumda.
- Emperyalizme karşı Türkiye'nin tarafında durması gereken örgütler ve kurumlar birbirlerine düşmüşler. İnsanın kendi kendine yumruk atması gibi bir şey...
Türkiye bu kaostan çıkmak zorunda. Kendimizle ve emperyalizmle yüzleşmek zorundayız...
Erol Manisalı, Cumhuriyet - 10 Mart 2008
Etiketler:
ABD,
AKP,
BOP,
CHP,
Cumhuriyet Gazetesi,
DTP,
Erol Manisalı,
MHP
İslamcı İktidar, Kürtçü Muhalefet Oyunu ve GAP
ABD ve AB, Türkiye üzerinde "İslam ve Kürt kartlarını" oynuyorlar. Her iki kart " hem rakip ve alternatif hem de tamamlaşma halinde". Çelişkili gibi görülen bu durum, AKP iktidarı ile birlikte çok güzel oynanmaya başladı.
Güneydoğu'daki 22 Temmuz seçim sonuçlarını ve ileriye yönelik beklentileri alalım:
1) Güneydoğu'da hem AKP-DTP çatışması hem de örtüşmesi ile karşı karşıyayız. Biri İslamcı, diğeri Kürtçü (ayrılıkçı). Ortak noktaları ne? Cumhuriyetin değerlerine ve Lozan'a mesafeli (ve karşı) durmaları.
Her ikisi de bu nedenle, ABD ve AB'nin Türkiye üzerindeki hesapları (ve talepleri) ile örtüşüyorlar.
2) AKP iktidar partisi (ve iktidar); DTP ise muhalefet olarak sergilenmiş durumda. CHP ve MHP, ABD ve AB karşısında "ortaya net ve stratejik tavır koyamadıkları için" gerçek bir muhalefet olamıyorlar. Üstelik MHP'nin Abdullah Gül' ün Köşk'e çıkışına verdiği destek, AKP'nin iktidar koltuğunu sağlamlaştırmaktan başka bir işe yaramadı.
İktidar ve muhalefet adeta AKP ile DTP arasında bölüştürülmüş durumda. ABD, AB ve İsrail'in AKP üzerinden yürüttüğü plan başarılı bir biçimde işliyor. CHP kendi iç iktidar ve muhalefet kavgası içine itilmiş; MHP, AKP'nin yerini sağlamlaştırmasına yardım eder bir görünümde.
- AKP'nin İslamcı iktidarına karşılık,
- DTP Kürtçü (ve bölücü) muhalefeti oynuyor. ABD ve AB, iktidardan da muhalefetten de çok memnun. İşbirliği yapsalar Batı kazanıyor; çatışsalar da Batı'nın sonuçta kaybettiği bir şey olmayacak. İktidar da muhalefet de "Batıcı" olduğu için emperyalizm her iki durumda da kaybetmiyor.
İslamcı Kürtçü uzlaşması mı?
Acaba ABD (ve AB) önce biraz kapıştırıp sonuçta her iki tarafı da kendine muhtaç hale getirecek bir süreç mi başlattı? Öyle ya, her iki taraf da onların denetiminde, ipleri Batı'nın elinde.
"İşbirlikçi bir İslamcı Kürtçü yapılanma" en ideali olurdu. Batı emperyalizminin BOP içindeki hedeflerine büyük katkı sağlardı.
Biraz geriye dönüp Batı'nın Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) üzerindeki engellemelerini anımsamakta yarar var.
GAP, BOP'un alternatifiydi
Güneydoğu Anadolu Kalkınma Projesi (GAP), dünyanın sayılı bölgesel kalkınma girişimlerinden birisiydi ve halen de bu potansiyeli vardır. GAP neydi?
- GAP, Güneydoğu Anadolu'da yalnız sulama ve elektrik enerjisi projesi değildir; çok geniş kapsamlı iktisadi, sosyal, kültürel ve siyasal bir projedir. Sosyal devletin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya elini uzatıp onu kucaklaması projesidir.
- İktisadi alanda tarıma dayalı sanayiden imalat ve enerji sanayii dallarına; ulaştırmadan iletişime çok geniş ve kapsamlı bir projedir.
- Yalnız Türkiye için değildir. İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün'e de etkisi vardır. Böylelikle, "bölge ülkeleri arasında iktisadi işbirliği için bir öncü proje niteliğindedir". Türkiye ve bölge ülkeleri arasında iktisadi (ve siyasi) işbirliğinin öncüsü olacak konumdaydı.
- Devlet ilk yıllarda, "kişi başına yatırım olarak", en büyük altyapı yatırımlarını GAP çerçevesinde buraya yapmaya başladı.
- ABD, AB ve İsrail, GAP projesini sabote etmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. PKK terör örgütü Batı tarafından, GAP'ın önünü kesmek ve BOP'un yolunu açmak için başlatıldı.
Batı, kredi ve yatırım konusunda GAP'a tamamen uzak durdu, projenin yürümesini istemedi. Ankara'nın isteğine rağmen teknik yardım vermedi.
Çok ilginçtir, GAP'ın Ankara tarafından başlatılması ile PKK'nin silahlı eylemlere yönelmesi aynı tarihlere rastlar.
- PKK terörü, ABD ve AB tarafından desteklenmese ve GAP Ankara hükümetleri tarafından planlandığı gibi yürütülmüş olsa, "sosyal devlet Güneydoğu'da etkili ve başarılı olacaktı".
Ancak ne Türkiye'de sosyal devletin gelişimi ne de komşu ülkeler ile bölgesel işbirliği ABD, AB ve İsrail tarafından hiç istenmedi ve engellendi. Batı desteği ile Ankara'ya taşınan kimi hükümetler, Güneydoğu'ya Washington ve Brüksel'in gözü ile bakmaya başladılar. Sosyal devleti etkisiz hale getirirken GAP'ı da bir kenara ittiler.
- AKP hükümeti, Güneydoğu'da sosyal devlet ve iktisadi kalkınma yerine "kömür ve yiyecek dağıtarak" işini yürüttü. "Balık tutmayı öğretmek yerine" balık vererek amacına ulaştı. Aynen Marshall Yardımı ile ABD'nin bizim tesislerimizi kapattırıp askeri malzeme vermesi gibi.
Yazımın başında AKP ve DTP'nin bugün Güneydoğu'da "iktidar ve muhalefet sandalyelerinde" yarıştığını söylemiştim.
Bu süreç, ABD ve AB'nin BOP operasyonunun bir parçasıdır. Oysa Türkiye Cumhuriyeti'nin planladığı GAP, BOP'un önünü kesecek alternatif bölgesel işbirliği projesiydi.
Batı emperyalizmi, GAP'ın önünü kesti. İşleri piyasaya havale ettirdi. Şimdi BOP'u uygulamaya çalışıyorlar. Bölgede bugün GAP yerine İsrailliler, Amerikalılar ve Hıristiyan misyonerler oyunlarını oynuyorlar. Hem de hepimizin gözleri önünde...
5 Kasım ertesinde ve Abdullah Gül'ün Amerika ziyaretinden sonra neyi konuşuyoruz? Amerika PKK'yi geri çekecek ve AKP hükümeti buna karşılık onun Ortadoğu politikasına fiilen katılacak. Kısacası, "Küçük belanın rafa kaldırılması karşılığında başımıza büyük bela, BOP sarılacak". Amerika, PKK şantajından sonuç almış görünüyor. Ya da AKP ile Washington arasında oynanan bir oyun bu... Hem de Türkiye üzerinden...
Erol Manisalı, Cumhuriyet, 11 Ocak 2008
Güneydoğu'daki 22 Temmuz seçim sonuçlarını ve ileriye yönelik beklentileri alalım:
1) Güneydoğu'da hem AKP-DTP çatışması hem de örtüşmesi ile karşı karşıyayız. Biri İslamcı, diğeri Kürtçü (ayrılıkçı). Ortak noktaları ne? Cumhuriyetin değerlerine ve Lozan'a mesafeli (ve karşı) durmaları.
Her ikisi de bu nedenle, ABD ve AB'nin Türkiye üzerindeki hesapları (ve talepleri) ile örtüşüyorlar.
2) AKP iktidar partisi (ve iktidar); DTP ise muhalefet olarak sergilenmiş durumda. CHP ve MHP, ABD ve AB karşısında "ortaya net ve stratejik tavır koyamadıkları için" gerçek bir muhalefet olamıyorlar. Üstelik MHP'nin Abdullah Gül' ün Köşk'e çıkışına verdiği destek, AKP'nin iktidar koltuğunu sağlamlaştırmaktan başka bir işe yaramadı.
İktidar ve muhalefet adeta AKP ile DTP arasında bölüştürülmüş durumda. ABD, AB ve İsrail'in AKP üzerinden yürüttüğü plan başarılı bir biçimde işliyor. CHP kendi iç iktidar ve muhalefet kavgası içine itilmiş; MHP, AKP'nin yerini sağlamlaştırmasına yardım eder bir görünümde.
- AKP'nin İslamcı iktidarına karşılık,
- DTP Kürtçü (ve bölücü) muhalefeti oynuyor. ABD ve AB, iktidardan da muhalefetten de çok memnun. İşbirliği yapsalar Batı kazanıyor; çatışsalar da Batı'nın sonuçta kaybettiği bir şey olmayacak. İktidar da muhalefet de "Batıcı" olduğu için emperyalizm her iki durumda da kaybetmiyor.
İslamcı Kürtçü uzlaşması mı?
Acaba ABD (ve AB) önce biraz kapıştırıp sonuçta her iki tarafı da kendine muhtaç hale getirecek bir süreç mi başlattı? Öyle ya, her iki taraf da onların denetiminde, ipleri Batı'nın elinde.
"İşbirlikçi bir İslamcı Kürtçü yapılanma" en ideali olurdu. Batı emperyalizminin BOP içindeki hedeflerine büyük katkı sağlardı.
Biraz geriye dönüp Batı'nın Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) üzerindeki engellemelerini anımsamakta yarar var.
GAP, BOP'un alternatifiydi
Güneydoğu Anadolu Kalkınma Projesi (GAP), dünyanın sayılı bölgesel kalkınma girişimlerinden birisiydi ve halen de bu potansiyeli vardır. GAP neydi?
- GAP, Güneydoğu Anadolu'da yalnız sulama ve elektrik enerjisi projesi değildir; çok geniş kapsamlı iktisadi, sosyal, kültürel ve siyasal bir projedir. Sosyal devletin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya elini uzatıp onu kucaklaması projesidir.
- İktisadi alanda tarıma dayalı sanayiden imalat ve enerji sanayii dallarına; ulaştırmadan iletişime çok geniş ve kapsamlı bir projedir.
- Yalnız Türkiye için değildir. İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün'e de etkisi vardır. Böylelikle, "bölge ülkeleri arasında iktisadi işbirliği için bir öncü proje niteliğindedir". Türkiye ve bölge ülkeleri arasında iktisadi (ve siyasi) işbirliğinin öncüsü olacak konumdaydı.
- Devlet ilk yıllarda, "kişi başına yatırım olarak", en büyük altyapı yatırımlarını GAP çerçevesinde buraya yapmaya başladı.
- ABD, AB ve İsrail, GAP projesini sabote etmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. PKK terör örgütü Batı tarafından, GAP'ın önünü kesmek ve BOP'un yolunu açmak için başlatıldı.
Batı, kredi ve yatırım konusunda GAP'a tamamen uzak durdu, projenin yürümesini istemedi. Ankara'nın isteğine rağmen teknik yardım vermedi.
Çok ilginçtir, GAP'ın Ankara tarafından başlatılması ile PKK'nin silahlı eylemlere yönelmesi aynı tarihlere rastlar.
- PKK terörü, ABD ve AB tarafından desteklenmese ve GAP Ankara hükümetleri tarafından planlandığı gibi yürütülmüş olsa, "sosyal devlet Güneydoğu'da etkili ve başarılı olacaktı".
Ancak ne Türkiye'de sosyal devletin gelişimi ne de komşu ülkeler ile bölgesel işbirliği ABD, AB ve İsrail tarafından hiç istenmedi ve engellendi. Batı desteği ile Ankara'ya taşınan kimi hükümetler, Güneydoğu'ya Washington ve Brüksel'in gözü ile bakmaya başladılar. Sosyal devleti etkisiz hale getirirken GAP'ı da bir kenara ittiler.
- AKP hükümeti, Güneydoğu'da sosyal devlet ve iktisadi kalkınma yerine "kömür ve yiyecek dağıtarak" işini yürüttü. "Balık tutmayı öğretmek yerine" balık vererek amacına ulaştı. Aynen Marshall Yardımı ile ABD'nin bizim tesislerimizi kapattırıp askeri malzeme vermesi gibi.
Yazımın başında AKP ve DTP'nin bugün Güneydoğu'da "iktidar ve muhalefet sandalyelerinde" yarıştığını söylemiştim.
Bu süreç, ABD ve AB'nin BOP operasyonunun bir parçasıdır. Oysa Türkiye Cumhuriyeti'nin planladığı GAP, BOP'un önünü kesecek alternatif bölgesel işbirliği projesiydi.
Batı emperyalizmi, GAP'ın önünü kesti. İşleri piyasaya havale ettirdi. Şimdi BOP'u uygulamaya çalışıyorlar. Bölgede bugün GAP yerine İsrailliler, Amerikalılar ve Hıristiyan misyonerler oyunlarını oynuyorlar. Hem de hepimizin gözleri önünde...
5 Kasım ertesinde ve Abdullah Gül'ün Amerika ziyaretinden sonra neyi konuşuyoruz? Amerika PKK'yi geri çekecek ve AKP hükümeti buna karşılık onun Ortadoğu politikasına fiilen katılacak. Kısacası, "Küçük belanın rafa kaldırılması karşılığında başımıza büyük bela, BOP sarılacak". Amerika, PKK şantajından sonuç almış görünüyor. Ya da AKP ile Washington arasında oynanan bir oyun bu... Hem de Türkiye üzerinden...
Erol Manisalı, Cumhuriyet, 11 Ocak 2008
Etiketler:
AB,
ABD,
AKP,
BOP,
Cumhuriyet Gazetesi,
DTP,
Erol Manisalı,
GAP
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)