Risale-i Nur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Risale-i Nur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Ekim 2009

Said Nursi, Atatürk İçin Ne Demişti?

Başbakan Erdoğan, AKP 3. Olağan Kongresi’nde AKP’nin manevi tavrını şu cümleler ile çizdi : ''Seversiniz sevmezseniz, beğenirsiniz beğenmezsiniz, görüşlerini kabul edersiniz etmezsiniz... Ama Ahmedi Hani'siz, Bitlisli Said-i Nursi'siz bir Türkiye'nin maneviyatı noksan kalır''

Ahmedi Hani, Ahmet Kaya, Nazım Hikmet gibi Başbakan’ın adını andığı isimler bir yana Saidi-Nursi’nin adını anması Atatürkçü çevreleri kızdırdı. Bunun nedeni Said-i Nursi’nin eserlerinde sıklıkla bahsettiği “Deccal” kavramı ile Atatürk’ü işaret ettiği iddiası.

İslami literatürde “Deccal” en ağır hakaret sayılan ifadelerden biri. Deccal; yalan söyleyen, aldatan, karıştıran kişi anlamına gelir. İslami fikriyata göre Deccal’in ortaya çıkması kıyamet alametlerinden biri olarak da görülüyor.

Said-i Nursi’nin Deccal teorisini oluşturan satırlar şöyle sıralanabilir:

Ben bir manevi alemde, İslam Deccalini gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(...) Fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur–u iman ve Kur’an ışığıyla hakikat–i hal–i göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.” (Şualar458–459,Siracun Nur 247)

Saidi Nursi, başlangıçta şifreli olarak işaret ettiği Deccal’in kim olduğunu daha sonra şöyle anlatıyor:
Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis–i Şerif’in ihbariyle Kur’an’a zararlı bir adam çıkacak demiştim. Sonra Mustafa Kemal’in o adam olduğunu zaman gösterdi." (Emirdağ Lahikası I/278, Yirmiyedinci mektuptan Sabık Reis–i Cumhur’a ve üç makama gönderilen istida)

Saidi Nursi, Mustafa Kemal’e yönelik Deccal suçlamasında daha da ileri giderek şunları yazar:
...Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türk’ü Protestan yapamayan ve Millet–i İslam için pek zararlı olduğunu ef’aliyle ispat eden ve Hadis– Şerif’in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemal’e bir mahrem eserde ‘din yıkıcı Süfyan’ dediğimizi (...)” (Emirdağ Lahikası I,50–51;Yirmiyedinci Mektuptan Mahkeme–i Kübra’ya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226–227)

İşte Başbakan’ın Said-i Nursi’ye yönelik atıfları bu nedenle Atatürkçüler’i kızdırdı.

Kaynak: OdaTV

24 Ağustos 2007

Darısı başımıza...

Gülen cemaati ile bağlantılı bir lise, öğretmenlerinin Rusya'da turist vizesi ile bulunmaları, ders kitaplarının onaylanmış olmaması gerekçesiyle devlet yönetimine geçirildi. Okulun Nur cemaati ile yakından bağlantısı olan Tolerans Vakfı ile ilişkisinin, okulun gerçek kapatılma nedeni olduğu belirtiliyor. Rusya böylece Gülen cemaati bağlantılı 16 okulu kapatmış ya da el koymuş oldu.

Cumhuriyet - 23 Ağustos 2007

Rusya, daha önce de Said Nursi'nin Risale-i Nur kitaplarını, "dinlerarası bölücülük yaptığı, radikal görüşler içerdiği ve insanları dini inançlarına göre aşağılayan bir dil kullandığı" gerekçesiyle yasaklamıştı.

Ne diyelim, darısı başımıza...

29 Temmuz 2007

Nokta Dergisi editöründen, Said Nursi'ye övgüler

Darbe günlükleri iddiaları ile gündeme gelen Nokta Dergisi'nin editörü Alper Görmüş, Hasan Hüseyin Kemal’e, Risale-i Nur ve Said Nursi hakkında açıklamalarda bulundu. bediuzzaman.net adresinde yayınlanan söyleşiyi aynen aktarıyoruz:

"Yeni Asya gazetesi yazarlarından Hasan Hüseyin Kemal’e konuşana Nokta dergisi editörü Alper Gümüş, Bediüzzaman ve Risale-i Nurla ilgili dikkat çekici tespitlerde bulundu.

Nokta dergisi editörü Görmüş, 16 Ocak 2007 tarihli nüshada yayınlanan röportajda, "Said Nursî’nin eserlerini incelediniz mi?" sorusunu cevaplarken geniş bilgi sahibi olmadığını, yıllar önce Münâzarât isimli eseri okuduğunu söyledi. Ardından Risale-i Nur’la ilgili kanaatini kısaca şöyle ifade etti:
"Bu metinlerde ciddî bir entelektüel emek var, oturup üstüne tartışma yapılabilecek ilginç metinler. Benim okuma planımın bir parçasını oluşturuyor. Böyle bir niyetim var."

Bediüzzaman’ın Türkiye’de görmezden gelinip gelinmediği konusunda yöneltilen soruya Alper Görmüş’ün cevabı şöyle oldu:
"En temeli ‘görmemek daha iyidir’ diyen bir kesim var. Onun dışında Türkiye’de uzun yıllar entelektüellikle, ancak solun düşünülebileceği gibi tuhaf bir inanç vardı. ‘Sağcıdan entelektüel olur mu? İslâmcıdan asla olmaz’ diyen, olayı kafadan red eden düşünceler vardı. Said Nursî’nin ne yazdığını görmeden, ne yazdığını bilmeden ‘Canım ne yazmış olabilir ki?’ diyenler var... Bunların tümü yanlış şeyler. Attila İlhan bir söyleşisinde ‘Kitabı artık muhafazakârlar okuyor, laikler televizyon izliyor’ demişti. Sol eski tarz düşündüğü için, bunun farkında değil. Köprünün altından çok sular geçti. Bir de Risâle-i Nurların dilini anlamayanlar var. Dilinden kaynaklanan bir problem var."

Türkiye’nin değişik problemlerine Risâle-i Nur’da farklı açılardan çözüm getiren yaklaşımlarının varlığıyla ilgili soru üzerine Alper Görmüş şunları söyledi:
"Sonuçta ihtiyaç duymakla ilgili bir durum var. Bir kesim kutuplaşma ihtiyacı duyuyorsa, onu keskinleştiriyorsa, uzlaşmacı görünür olması istenmez. ‘Kutuplaşma olmadan, bu topraklarda herkes birbirine saygı duyarak yaşayabilir. Bu çok daha güzel olabilir’ denildiğinde, bu metinlerin çok daha dikkatle okunacağına ve yeni kültüre hizmet edeceğine inanıyorum. O zaman bu metinler tartışılacaktır. Solcular da okuyacaktır."

Alper Görmüş, ülkemizde Risale-i Nur’a karşı bazı kesimlerin takındıkları olumsuz tavırla ilgili görüşlerini açıklarken "Yırtıcı seni ya görmezden gelir, ya yok eder." deyimine dikkat çekerek, bu kesimlerce görmezden gelmelerinin düşman olarak kabul edilmekten kaynaklandığını, hattâ çoğu zaman bu eserlerin imha çabalarına maruz kaldığını dile getirdi. Bu tespitinin ardından, ümitvar bir yaklaşımla "Türkiye salt kendi içindeki değeriyle bakabilecek duruma geldiğinde, o olacak" tespitinde bulundu.

Görmüş, editörlüğünü üstlendiği Nokta dergisinde yayınlanan Bediüzzaman ve Nazım Hikmet’in Ermeni meselesiyle ilgili görüşleriyle ilgili okurlardan tepkilerle ilgili şunları söyledi:
"Olumlu tepkiler de geldi, olumsuz tepkiler de. ‘Bediüzzaman öyle yazmış olabilir, ama Nazım Hikmet öyle yazmaz’ gibi tepkiler geldi. Biz Bediüzzaman ve Nazım Hikmet’in soykırımı kabul ettiğini söylemedik. Bir de, ‘Nazım Hikmet’le Bediüzzaman’ı neden bir araya getiriyorsunuz’ gibi tepkiler geldi."

Nokta Dergisi'nin editörünün ne özelliği var da Said Nursi hakkında ne düşündüğünü soruyor bu insanlar? Üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.

Kaynak: http://www.bediuzzaman.net/haber.php?ktg=Medya&nosu=334&id=metin
Related Posts with Thumbnails