1919 Versailles Barış Antlaşması yapılırken Alman heyetinde ünlü toplum bilimci Max Weber'de vardı. Ve demokrasiden ne anladığını o toplantıda şöyle anlatıyordu:
"...Demokraside halk, güvendiği bir önder seçer. Seçilen önder 'Şimdi sesinizi kesin ve bana itaat edin' der. Artık halk ve parti onun işine karışmazlar."
1930'lara gelindiğinde Avrupa'da demokratik sayılabilecek sadece yedi ülke vardı. Onların içinde yer alan Fransa da bir süreç içinde hızla faşizme kaymaktaydı.
Zaman demokrasilerin aleyhine, baskı rejimlerinin lehine gelişiyordu. Faşizm, Türk aydınlarını da etkilemekteydi.
CHP Genel Sekreteri Recep Peker, İtalya gezisinin hemen sonrasında, Atatürk'ün partisini de faşist modele göre yeniden yapılandırmak için bir tasarı hazırladı. Herkesin beğendiği bu tasarı onay için Mustafa Kemal'in önüne geldiğinde, Mustafa Kemal'in gösterdiği tepki ünlüdür:
"...İsmet Paşa bu saçmaları herhalde okumadan imzalamış olacak!"
* * *
Tarihsel olgular, ancak dönemlerinin koşulları içinde değerlendirildiğinde bir anlam taşırlar.
Belirli bir anda belirli bir toplumdaki yönetim biçimi de ancak iki türlü değerlendirilebilir. Ya aynı toplumda daha önce var olan yönetim biçimi ile karşılaştırarak ya da aynı dönemdeki başak toplumların yönetim biçimleriyle karşılaştırılarak.
Bu nedenle de 19 Mayıs tarihine rastlayan bugünkü yazıma, bir tarihçi dostumu konuk etmek istedim. Prof. Sina Akşin'in "Gündüz Ökçüne Armağan" kitabındaki "Atatürk Döneminde Demokrasi" incelemesi, Cumhuriyet okurlarının bilgisi dışında kalsaydı, doğrusu yazık olacaktı.
Atatürk yönetiminin, kendinden önceki Osmanlı yönetimine göre çok daha demokratik ve çok daha halkçı olduğu ortadadır. Ama Prof. Sina Akşin, o bilineni bir yana bırakıp Atatürk dönemini o dönemin Avrupası ile karşılaştırıyor. Ve şu sonuca varıyor:
"Bugün demokrasimiz, Atatürk döneminin attığı, İnönü döneminin pekiştirdiği sağlam temeller sayesinde Atatürk döneminden çok daha ileridedir. Atatürk dönemine göre bugün daha demokratız, ama Atatürk dönemi Avrupa ortalamasından daha ileriyken, 1945'ten beri o ortalamanın gerisindeyiz. Mutkak olarak ilerledik, ama Avrupa'ya göre geriledik."
* * *
Mustafa Kemal, halk tarafından seçilmeyi ve -Özal'dan Demirel'e ağızlar sulanarak düşü görülen- "başkanlık sistemi"ni niçin istemedi? TBMM Genel Kurulu, Cumhurbaşkanlığı süresinin 7 yıl olmasını, Cumhurbaşkanı'nın (yani Mustafa Kemal'in) Meclis'i dağıtma yetkisine sahip kılınmasını ve başkomutanlık yetkisi taşıması acaba nasıl reddetti?
Hitler döneminin Almanya ve Avusturyası'nı terk eden 142 bilim adamı, niçin Batı'nın gelişmiş ve varlıklı ülkeleri dururken Türkiye'ye gelmeyi tercih ettiler? Birçoğu dünya çapında olan bu solcu ya da Yahudi bilim adamlarını güç koşullar içindeki bir geri kalmış ülkede on yılı aşkın süre hizmet etmeye iten gerekçe acaba neydi?
Atatürk, resmi ya da özel hiçbir dış geziye çıkmadığı halde; dünyanın birçok tanınmış devlet adamını, yoksul ülkenin devlet başkanını ziyaret etmek için kuyruk yapmaya iten koşullar neler olabilirdi? İngiliz Kralı'ndan İsveç Veliahtı'na, Voroşilov'dan Fransız Başbakanı'na kadar, acaba bir diktatörü görebilmek için mi Türkiye'ye gelmişlerdi?
Sina Akşin'in de anımsattığı gibi 1920'lerde eski dünyada Avrupalı olmayan ve bağımsız kalabilmiş dört ülke bulunuyordu. Ama Türkiye dışında kalan Çin, Habeşistan ve İran zaman içinde istilaya uğradılar. Mussolini'nin bir demeci, bu ortamda Türkiye'de tedirginlik yaratmıştı. Bunun üzerine Mussolini, Türk Büyükelçisi'ne hemen şu mesajı verdi:
"Türkiye, bu kapsamın dışındadır. Zira bir Avrupa ülkesidir."
İtalyan diktatörünün bu düzeltmeyi yapmak gereğini duyduğu koşullarda, 60 yıl öncesinin Türkiyesi, acaba niçin bugünkünden daha Avrupalı sayılıyordu?
* * *
Sorular çok. Tarihsel gerçeklere saygısızlık ederek, Mustafa Kemal karşıtlığı yapanların verebilecekleri inandırıcı yanıt ise yok.
Üstelik Atatürk sıradan bir "liberal demokrasi" anlayışına da sahip değildi. "Katılımcı - sivil toplumcu" bir demokrasiye inandığının somut kanıtlarını vermişti.
A.Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 19 Mayıs 1993 (Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği)
Ahmet Taner Kışlalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Taner Kışlalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
06 Eylül 2007
Ne Demişlerdi, Ne Diyorlar?
Bir İngiliz dostum, ailesiyle birlikte birkaç yıl Türkiye'de kalmıştı. Sık sık yinelediği bir eleştiri vardı:
- Atatürk'ü biraz abartıyorsunuz!..
Yazgı bu ya... Türkiye'nin ardından Suudi Arabistan'da görevlendirildi. Ve Riyad'dan yolladığı ilk yılbaşı kartında şu satırlar yer alıyordu:
"Mutlaka buralara gelmelisin!.. Gelip görmlisin ki, Atatürk'ün Türkiye için yapmış olduklarının değerini bin kat daha iyi anlayabilesin..."
* * *
İngiltere'nin yüzyılımızdaki en büyük ismi Churchill, Atatürk'ün arkasından şöyle demişti:
"Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk ulusunu yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır..."
Beşiktaş'ın Teknik Direktörü Tochack geçen yıl ufak çapta bir olay yaratmıştı. Türkiye'nin her yerinde Atatürk'e verilen önemi yadırgadığını belli eden bir tavır takınmıştı... Hafiften alaycı, küçümseyici bir tavır.
Yoğun da tepki almıştı.
Zaman geçti, Tochack Türkiye'yi ve Atatürk'ü tanımak fırsatını buldu. Şimdi ünlü İngiliz futbol adamının göğsünde, zaman zaman Atatürk rozeti parlıyor.
* * *
Hindisan'ın yüzyılımızdaki en büyük devlet adamı, hiç kuşku yok ki Canavarlal Nehru'ydu. Şu sözleri ettiğinde, yıl 1963'tü:
"- Kemal Atatürk veya bizim O'nu o zamanlar tanıdığımız ismiyle Kemal Paşa, gençlik günlerimde benim kahramanımdı... O'nun en büyük hayranları arasında olmaya devam ediyorum."
Ve kısa bir süre önce, Hindistan Cumhurbaşkanı Naman Narayanan, Demirel'in konuğu olarak Ankara'daydı... Atatürk'ten söz etmek O'na hâlâ heyecan veriyordu:
"- Özgürlük mücadelemiz sırasında Türk Kurtuluş Savaşı'ndan ve Mustafa Kemal Atatük'ün ilkelerinden çok etkilendik. Atatürk'ün milliyetçilik, laiklik ve demokrasi ilkeleri, ülkemin gelişmesinde çok etkili oldu..."
* * *
Atatürk, kendi deyimiyle "ezilen uluslar" ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde nasıl bir etki yapmıştı?
Habib Burgiba (Tunus Devlet Başkanı - 1955):
"Vatanımın bağımsızlığı uluslararası bir gerçek olduğu gün, Allah'a şükürden sonra ilk hatırladığım isim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk oldu. Ümit kapılarının kapandığı bunalım anlarında, O'nun destan olan yaşamını ve savaşımı bana esin kaynağı oldu."
Tahran Gazetesi (İran - 1939):
"İslam dünyasının büyük insan yetiştirme gücünü yitirdiğini öne sürenler, Atatürk'ü hatırlamalı ve utanmalıdırlar..."
Arriba Gazetesi (Portekiz - 1938):
"Atatürk, başı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir. Siz O'na yaklaştıkça o yükselir ve aranızdaki mesafe sonsuza değin aynı kalır. Devirlerinde büyük gözüken, zamanla küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalcaktır."
Peter Llyd Gazetesi (Macaristan - 1938):
"Dünya, bu savaş ve barış kahramanı büyük adamın ölümü ile yoksul düşmüştür. Gücü, zorlukları yenme kararı ve yiğitliği ile, aman bilmeyen galiplerin uygulamaya kalkıştıkları pranga siyasetini ilk kıran Atatürk'tür."
Tchang Yang Yee Pan Gazetesi (Çin - 1958):
"Eğer tarih bir kalbe sahip olsaydı, Mustafa Kemal'i mutlaka kıskanırdı..."
Eyüp Han (Pakistan Devlet Başkanı - 1963):
"Kemal Atatürk yalnız bu yüzyılın en büyük liderlerinden biri değildir. Biz, Pakistan'da O'nu, bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz..."
* * *
1953 yılında, bir grup genç, Türk öğrencilerini temsilen Mısır'a gitmişlerdi.
Kendilerini, zamanın Devlet Başkanı General Necip kabul etti. Grubun sözcüsü konumundaki Orhan Bilgin, bir ara şöyle diyecekti:
- Emperyalist güçleri yenen büyümüğüz Atatürk...
General Necip sözünü kesti:
O hepimizin büyüğüdür... Yalnız sizin değil!..
Ve daha geçen yıl, Fidel Castro, Şair Dursun Özen'e şunları söylüyordu:
- Ben en çok Atatürk'ten etkilendim... Koşullar, O'nu yeniden dünyanın gündemine oturttu...
* * *
ABD'nin unutulmaz Başkanı Franklin Roosevelt, Atatürk'ün ardından şöyle konuşmuştu:
"Beyaz Saray'daki görevim tamamlanınca ilk yapmak istediğim şey, zamanımızın bu en dikkate değer şahsiyetini ülkesinde ziyaret etmekti. Kader buna izin vermedi... Bu çapta insanlar dünyaya sık gelmezler."
Dün 10 Kasım'dı.
İşte 10 Kasım 1938'den günümüze uzanan hızlandırılmış bir film... Yoruma gerek var mı?!
Ahmet Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 11 Kasım 1998
- Atatürk'ü biraz abartıyorsunuz!..
Yazgı bu ya... Türkiye'nin ardından Suudi Arabistan'da görevlendirildi. Ve Riyad'dan yolladığı ilk yılbaşı kartında şu satırlar yer alıyordu:
"Mutlaka buralara gelmelisin!.. Gelip görmlisin ki, Atatürk'ün Türkiye için yapmış olduklarının değerini bin kat daha iyi anlayabilesin..."
* * *
İngiltere'nin yüzyılımızdaki en büyük ismi Churchill, Atatürk'ün arkasından şöyle demişti:
"Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk ulusunu yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır..."
Beşiktaş'ın Teknik Direktörü Tochack geçen yıl ufak çapta bir olay yaratmıştı. Türkiye'nin her yerinde Atatürk'e verilen önemi yadırgadığını belli eden bir tavır takınmıştı... Hafiften alaycı, küçümseyici bir tavır.
Yoğun da tepki almıştı.
Zaman geçti, Tochack Türkiye'yi ve Atatürk'ü tanımak fırsatını buldu. Şimdi ünlü İngiliz futbol adamının göğsünde, zaman zaman Atatürk rozeti parlıyor.
* * *
Hindisan'ın yüzyılımızdaki en büyük devlet adamı, hiç kuşku yok ki Canavarlal Nehru'ydu. Şu sözleri ettiğinde, yıl 1963'tü:
"- Kemal Atatürk veya bizim O'nu o zamanlar tanıdığımız ismiyle Kemal Paşa, gençlik günlerimde benim kahramanımdı... O'nun en büyük hayranları arasında olmaya devam ediyorum."
Ve kısa bir süre önce, Hindistan Cumhurbaşkanı Naman Narayanan, Demirel'in konuğu olarak Ankara'daydı... Atatürk'ten söz etmek O'na hâlâ heyecan veriyordu:
"- Özgürlük mücadelemiz sırasında Türk Kurtuluş Savaşı'ndan ve Mustafa Kemal Atatük'ün ilkelerinden çok etkilendik. Atatürk'ün milliyetçilik, laiklik ve demokrasi ilkeleri, ülkemin gelişmesinde çok etkili oldu..."
* * *
Atatürk, kendi deyimiyle "ezilen uluslar" ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde nasıl bir etki yapmıştı?
Habib Burgiba (Tunus Devlet Başkanı - 1955):
"Vatanımın bağımsızlığı uluslararası bir gerçek olduğu gün, Allah'a şükürden sonra ilk hatırladığım isim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk oldu. Ümit kapılarının kapandığı bunalım anlarında, O'nun destan olan yaşamını ve savaşımı bana esin kaynağı oldu."
Tahran Gazetesi (İran - 1939):
"İslam dünyasının büyük insan yetiştirme gücünü yitirdiğini öne sürenler, Atatürk'ü hatırlamalı ve utanmalıdırlar..."
Arriba Gazetesi (Portekiz - 1938):
"Atatürk, başı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir. Siz O'na yaklaştıkça o yükselir ve aranızdaki mesafe sonsuza değin aynı kalır. Devirlerinde büyük gözüken, zamanla küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalcaktır."
Peter Llyd Gazetesi (Macaristan - 1938):
"Dünya, bu savaş ve barış kahramanı büyük adamın ölümü ile yoksul düşmüştür. Gücü, zorlukları yenme kararı ve yiğitliği ile, aman bilmeyen galiplerin uygulamaya kalkıştıkları pranga siyasetini ilk kıran Atatürk'tür."
Tchang Yang Yee Pan Gazetesi (Çin - 1958):
"Eğer tarih bir kalbe sahip olsaydı, Mustafa Kemal'i mutlaka kıskanırdı..."
Eyüp Han (Pakistan Devlet Başkanı - 1963):
"Kemal Atatürk yalnız bu yüzyılın en büyük liderlerinden biri değildir. Biz, Pakistan'da O'nu, bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz..."
* * *
1953 yılında, bir grup genç, Türk öğrencilerini temsilen Mısır'a gitmişlerdi.
Kendilerini, zamanın Devlet Başkanı General Necip kabul etti. Grubun sözcüsü konumundaki Orhan Bilgin, bir ara şöyle diyecekti:
- Emperyalist güçleri yenen büyümüğüz Atatürk...
General Necip sözünü kesti:
O hepimizin büyüğüdür... Yalnız sizin değil!..
Ve daha geçen yıl, Fidel Castro, Şair Dursun Özen'e şunları söylüyordu:
- Ben en çok Atatürk'ten etkilendim... Koşullar, O'nu yeniden dünyanın gündemine oturttu...
* * *
ABD'nin unutulmaz Başkanı Franklin Roosevelt, Atatürk'ün ardından şöyle konuşmuştu:
"Beyaz Saray'daki görevim tamamlanınca ilk yapmak istediğim şey, zamanımızın bu en dikkate değer şahsiyetini ülkesinde ziyaret etmekti. Kader buna izin vermedi... Bu çapta insanlar dünyaya sık gelmezler."
Dün 10 Kasım'dı.
İşte 10 Kasım 1938'den günümüze uzanan hızlandırılmış bir film... Yoruma gerek var mı?!
Ahmet Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 11 Kasım 1998
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)